
Muratlı’da suyla ilgili soru genelde geç gelir. İnsan alışır çünkü. Aynı tat, aynı koku, aynı rutin. Ta ki bir gün, alışılmışın dışında bir şey fark edilene kadar.
Kimi için bu fark çayın rengidir. Kimi için sabah ilk bardakta gelen o garip tat. Her evde aynı değildir. Hatta bazen aynı sokakta bile değişir.Su arıtma konusu çoğu zaman net bir ihtiyaçtan değil, bir tereddütten doğar. Gerekli mi, değil mi, gerçekten fark eder mi. Bu sorular uzun süre havada kalır. İşin ilginç tarafı şudur. Cihaz takıldıktan sonra kimse büyük cümleler kurmaz. Sadece zaman geçer. Ve bir noktadan sonra eski suya dönmek istemediğini fark edersin.
Muratlı’da bazı evlerde sistem sorunsuz şekilde ilerlerken, bazılarında sürekli ayar ister. Bunun nedeni çoğu zaman cihaz değildir. Günlük tüketim, tesisat durumu, hatta evde yaşayan kişi sayısı bu dengeyi belirler. Bakım konusu genelde ertelenir. Çünkü su hâlâ akıyordur. Ama sistem içeride yavaş yavaş yorulmaya başlar. Bu yorgunluk bir gün mutlaka kendini belli eder.
Muratlı su arıtma meselesi aslında büyük bir karar değildir. Küçük farkların zamanla büyümesidir. İnsan bunu çoğu zaman geriye dönüp baktığında anlar.